Birçok insan kendine savaş açarak yaşamayı öğrenmiştir.
Zihnindeki sesi susturmaya, duygularını bastırmaya, davranışlarını “düzeltmeye” çalışır.
Ama insan kendiyle kavga ederken hiçbir savaşı kazanamaz.
Gerçek değişim, kendine düşman olmaktan vazgeçtiğinde başlar.
Davranışlarının, tepkilerinin, hatta “hatalarının” bile bir anlamı vardır.
Hepsi bir ihtiyacın, bir korunma biçiminin ifadesidir.
Terapi bu dili çözmeyi öğretir.
Kendine anlayışla bakmayı, yargılamadan tanımayı…
Yani artık “neden böyleyim?” değil, “kendime nasıl destek olabilirim?” sorusunu sormayı.
Kendinle iş birliği kurduğunda, hayat direncini değil, ritmini bulur.
Ve o ritim, iç huzurunun sesidir.